30 Ekim 2009

DİKKAT!!! H1N1 Virüsü

30 Ekim 2009
    Bir süredir ülkemizde, insanların sağlığını ve psikolojisini rahatsız eden bir hastalık yayılıp gidiyor: Domuz Gribi. Özellikle elden ele bulaşan ve böylelikle insanları rahatsız eden bu virüs için tüm bakanlıklar bir çalışma içerisinde. İnsanları bu konuda bilgilendirmek için en çok tv kanalları kullanılıyor.

      Ben de Batmanda bir köy öğretmeni olarak çocuklara bu konuda hergün bilgi veriyorum. Her sabah çocukları derse almadan önce konrtol ediyoruz.  Geçen gün okula gelen iki afişi tanıttım çocuklara. Güzel de bir slogan bulmuşlar: "Herşey Elinizde".

      Aslında bu virüsün öldürücü bir yanı yok. Ama ihmal edildiğinde çok kötü sonuçlar (ölüm gibi) ortaya çıkıyor. İşte endişe buradan kaynaklanıyor. Yani insanların sağlığını ihmal edişinden. Bu virüsün belirtilerini izah ettim ve bu belirtiler görüldüğünde hemen bize gelip söylemelerini istedim.

      Elden ele nasıl bulaştığını elime tebeşir tozu bulaştırıp sonra da bir öğrencinin elini sıkıp gösterdim. Çocuğunda elleri tebeşir tozu oldu ve somut olarak elden ele nasıl bulaşabileceğini tüm öğrenciler görmüş oldu. İşte slogandan da anlaşılacağı gibi "Herşey Elimizde".






Devamını okuyun!

20 Ekim 2009

1 Nisanın Tarihçesi

20 Ekim 2009
Geçenlerde arkadaşımdan gelen bir maili okudum. '1 Nisan'ı anlatan bir yazıydı. Ama hangi '1 Nisan' bilemiyorum! Belki bir rivayet ama gerçeklik payı yüksek. Bilindiği üzere '1Nisan' geldiğinde herkes birbirine bir şaka yapar. Bu şaka, diğer günlerde yapılanlardan çok farklıdır. Ve dünyanın her yerinde şaka günü olarak, şakayla kutlanır. Anlatılan rivayet çok acı! Böyle bir olayın ardından nasıl olur da şaka günü olarak ilan edilir aklımalmıyor. Gelen yazıda şöyle yazıyordu:









15. yüzyılın sonlarında, Haçlı ordusu Endülüs Müslümanlarının son kalesini kuşatır.

Uzun süren bir kuşatma olmasına rağmen, kış aylarının da etkisiyle, kale korunabilmektedir.

Durumun zorluğunu anlayan Haçlı ordusunun komutanı değişik taktikler düşünmektedir.



En sonunda 31 Mart gecesi Kalenin önüne giderek bir elinde Kur'an bir elinde İncil '

Şu iki kitap üzerine yemin ederim ki, teslim olursanız bu akşam size bir şey yapmayacağım' der.



Gerekli görüşmelerden sonra canlarının kurtarılması karşılığında Müslümanlar kaleyi teslim ederler.



Ertesi sabah, yani 1 Nisan sabahı, Haçlı ordusu komutanı bütün Müslümanların öldürülmesi için emir verir.

Bunun üzerine Müslümanlar 'Yemin etmiştiniz, bize söz vermiştin dediklerinde,

Haçlı ordusu komutanı 'Benim sözüm size dün akşam içindi, bugün için size bir sözüm yoktur' diye cevap verir ve bütün Müslümanlar orada Şehit edilir.



İşte o gün bugündür 1 Nisan, hristiyanlar arasında 'Hile Günü' olarak kutlanmaktadır.



Maalesef hıristiyanları taklit etmeyi modernleşme sanan gafil müslümanlar arasında da yaygınlaşmış,

yüzlerce, binlerce müslümanın katliam günü olan "1 Nisan"lar, bir şaka günü olarak kutlanmaktadır.













Anlatılan olay çok acı. Ama gerçekten böyle bir olayın ardından '1Nisan' olarak şaka günü ilan edilmişse bugün de gülmek yerine ağlamak lazım!

Devamını okuyun!

18 Ekim 2009

Sevgili Fenerbahçeliler!!!

18 Ekim 2009
Kendi rekorunuzu yine yeni bir rekorla kırdınız, teşekkürler :) 8 maç üst üste yenilmezlik ve yine o rekorun ardından yenillerek yeni bir rekora daha imza attınız. Zaten bu rekoru kırsa kırsa Türkiyede hatta dünyada sadece Fenerbahçe kırardı ve kırdı da.

Uefada sıfır çektikleri zamanda uefadaki ilk rekor yine Fenerbahçeye aitti. Süper ligin burjuva takımı ünvanını da elinde bulunduruyor bu takım. Milyonları harçıyorlar ve bu milyonlarla inanılmazı başarıp rekorlara imza atıyorlar. Zaten milyonları neden veriyorlar ki? Hep şunu düşünürdüm: Aceba biz Avrupa Birliğine neden giremiyoruz??? Ve bugün oynanan maç sonrasında aklıma geldi: Fenerbahçe gibi bir takımın Türkiye liginde olması! Yakında Ergenekonda da adı çıkarsa şaşırmam :) Guiza'nın ya da Carlos'un adı her an anılabilir :) Bakalım daha hangi rekorları kıracaksınız. Merakla bekliyoruz :)

Devamını okuyun!

12 Ekim 2009

Mercek Var Öğretmenim!

12 Ekim 2009


Geçenlerde derste çocuklarla birlikte haftalık ders programını hazırladık. Tahtaya bir tablo çizdim ve içerisine hangi gün, hangi saatte, hangi dersi işleyeceğimizi yazdım. Bunu defterlerine yazmalarını istedim. Aralarında dolaşarak tüm öğrencileri tek tek takip etmeye başladım. Bir anda bir öğrencimin yazdığı yazı dikkatimi çekti. o kadar ufak yazmıştı ki, okumak için büyüteç kullanmak gerekti. Elinde bir cetvel parçasıyla bakıyor, diğer yandan da yazmaya devam ediyordu.Ve ona şöyle dedim:

-Umut, oğlum o yazdığın yazıyı okuyabiliyor musun?
-Evet öğretmenim.
-Peki ya nasıl?

Elindeki cetvelin ortasındaki merceği gösterdi ve dedi ki:

-Mercek var öğretmenim!

Devamını okuyun!

08 Ekim 2009

10 Adayın 3'üne Sıfır Oy!

08 Ekim 2009

Geçenlerde sınıf başkanı seçimi yaptık. Öncelikle sınıf kurallarını birlikte belirledik ve öğretmen sınıfta olmadığı zaman sınıf düzenini sağlayacak bir sınıf başkanı olması gerektiğini söyledim.

İlk olarak adayların belirlenmesi gerekiyordu. Zor bir seçim olacaktı. Çünkü birleştirilmiş sınıf okutuyordum ve 2.-3. sınıfları birlikte okutuyorum. İsteyen herkesin aday olabileceğini söyledim.

25 kişilik sınıfta 10 aday vardı. Adayların isimlerini, dağıttığım küçük pusulalara yazabileceklerini öyledim. Oy kullanıldı ve öğrencilerin huzurunda sayıldı. Tahtaya 10 adayın adını yazdım ve bir öğrenciyi yanıma alarak açılan oyları tek tek tahtada adı geçen adayların isimlerinin altına yazmasını söyledim. Oyları saymaya başladık.

Gizli oy açık sayım ilkesini uyguladık. Sayım sonunda 5 oyla sınıf başkanını, 4 oyla başkan yardımcısını seçtik. Dikkat çeken bir husus 3 adayın sıfır oy almasıydı. Ben de bu durumu sıfır oy alan adaylara sordum:
-Emine sen hiç oy alamamışsın. Peki kime oy verdin?
-Öğretmenim ben hafizeye oy verdim.
-Ama hafizede 1 oy almış. Peki Hafizeye Emine oy verdiyse Hafize sen kime oy verdin?
-Öğretmenim ben de Umuta oy verdim.

Bir de Umut'a sorayım dedim. 4 oyla sınıf başkanı yardımcısı oldu.
-Umut sen kime oy verdin?
-Öğretmenim ben Mahsun'a oy verdim.
Sıfır oy alan diğer öğrencim Kader'e sordum:
-Kader sen kime oy verdin?
-Öğretmenim ben İdar'a oy verdim
-Kızım İdar aday değil ki!
Belkide sevdiğinden vermiştir :)

İşte böyle bir seçim yaşadık. Öğrencilerimin gelecekte nasıl birer birey olacaklarını merak ediyorum. Onları topluma faydalı bireyler olarak yetiştirmek için elimden geleni, hatta fazlasını yapıyorum.

Devamını okuyun!

03 Ekim 2009

Tek Derslikli Bir Okul ve 5 Öğretmen!

03 Ekim 2009

      Yeni eğitim-öğretim yılı başladı ama biz hala başlayamadık! Şu an 3 öğretmeniz ve bir sınıfımız tek, ikisi birleştirilmiş sınıf olarak devam ediyoruz.

        Geçen senelerde ikili öğretim yapıyorduk. Çünkü okulumuz 1960 yılında tek derslikli, bir müdür odası ve lojman olarak tek çatı altında yapılmış. Derslik sıkıntısını ikili öğretimle ortadan kaldırmıştık. Evli bir öğretmenimiz olduğundan lojmanda onlar kalıyordu biz de okulun kömürlüğünü lojman olarak kullanyorduk. Ama daha sonraları sınıf yaptık.

      Bu sene de 1. sınıfların eğitimi için düzenlemiştik. Eğitimi ise 8.30-14.30 saatleri arasında olmak üzere tam gün yapmıştık. Fakat bugün aldığımız bir haber bizi çok şaşırttı! Müdür odasının ve deposunun da sınıfa çevirildiği okulumuza 2 ücretli öğretmen verilmiş.

      Hadi sınıfı hallettik. Ya kalacak yer? Bir taraftan 5 öğretmen olması çok iyi oldu. Çünkü şu durumda her öğretmene ortalama 15 öğrenci düşüyor. Peki nerede ve nasıl eğitim verilecek?

     Gidiş geliş yapılamayacağından öğretmenler köyde kalmak zorunda kalacaklar. Herhalde bizde eskiden olduğu gibi medrese eğitimindeki sistemi uygulayacağız :)  Hayırlısı olsun!

Devamını okuyun!

 
Design by Gediksaray.com Distributed by Bestami PALTA