26 Kasım 2009

Tuhaf MSN Yazışmaları 2!

26 Kasım 2009
Üniversiteye ilk başladığım sene KYK'da (Kredi Yurtlar Kurumu)kaldım. Hemen hemen sınıfın yarısı yurtta kalıyordu. Geçen bir sene, bir ömre bedel anılarla saklı. Geçenlerde Birlikte kaldığım arkadaşlarımdan biri olan Fatihle MSN'de muhabbet ediyorduk. Yurtta kaldığımız günleri konuşuyorduk.Sanki hatıralar bir anda canlandı ve bizi yaşarcasına heyecanlandırdı! Aşağıda okuyacağınız yazışmamızın orijinalidir. Tabi, bazı yerleri, ahlaki değerler gereği koyamadık :)

      ...

fatih kaya:
kapatırsam inanır mısın
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
neyi?
fatih kaya:
msn yi
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
olum bu adresten bana tuhaf şeyler geliyor
lan geçen kulaklarını çınlattım haa
fatih kaya:
adresi değistiriyom
bunu iptal ediyorum
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
yaa
neden
fatih kaya:
hayırdır
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
lan yurtttaki maceraları anlattım
fatih kaya:
ne oldu
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
:)

fatih kaya:
kime
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
hani halil ibonun saatini kurmuştum ya
fatih kaya:
i……….. :)
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
hani arkadan görünen pişti kağıtları vardı ya
fatih kaya:
olum
 ama ne günlerdi ha
hala gülüyorum bak :)
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
:)

fatih kaya:
sen nerdesin
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
köyde
fatih kaya:
 bayram a gitmiyon mu
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
gidecem
perşembe öğlen gidecem
fatih kaya:
git da ne bekliyon
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
olum okul var
çocuklar var
fatih kaya:
ya boşver sene
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
halleri perişan zaten
müfettiş geldi bugün
tebrik etti gitti
bizde iyi değilller dedik
fatih kaya:
oooo
iyiymiş
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
3 öğretmenken 2 ye düştük 40 gündür öğretmen yok dedik 4-5 ler boştu
bu hafta 2-3 leri bıraktım 4-5 lere geçtim
fatih kaya:
o nasıl iş la öle
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
olum medrese eğitimi işte
yeni imajım nasıl?
bıyık bıraktım yine
kızlar şu halime bayılıyor :)
fatih kaya:
sen hep böyle değil miydin
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
yoo
olum fceye bakmıyormusun
fatih kaya:
bakkıyom
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
orada 1 aydaki değişimim var
fatih kaya:
ama aynısın işte
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
has...
olum seni emine hep aynı görebilir
ama ben bekarım sen gibi evlimiyim
heheee :)
fatih kaya:
haklısın
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
sen kestirsende emine için aynısın
:)

yani saçlarını
fatih kaya:
çakal
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
hişşişşt hatırlıyon mu halil ibonun çocukları vardı
yemekhaney,e peşinden gelmişlerdi
fatih kaya:
o değil de benim yatağa kaç kişi gelmişti bir gecede
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
olum senin yatak k….. gibiydi
fatih kaya:
ben neydim
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
hiştt bu yazıları emine okumuyo değil mi
fatih kaya:
peki
yok yok
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
valla değişiyordun
şu ayağın ağzına  girdiği zamanı hatırlıyon mu

toplantı yapıldığını
fatih kaya:
unutur muyum
oda dolu toplantı var ben horluyom
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
 :)
fatih kaya:
komik yav :)
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
tanerin banyo macerası nasıl dı
çamaşır yıkıyordu ya
söz de çamaşır
fatih kaya:
asıl bomba oydu zaten
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
abi pis yediliyi hiç unutmam
fatih kaya:
sinir edişini mi
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
:)

senmiydin o pencere tarafına oturan
senin kağıtlarmıydı görünen
fatih kaya:
camdan mı
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
evet
aaa tamam ali almıştı o kağıtları
50 kuruşa
o farketti önce.
ama plan benimdi
fatih kaya:
habersiz oynuyodum bende
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
seni pencere kenarına oturtup kağıdının arkasından kağıdını görmek :)

fatih kaya:
gördünüz de zaten
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
sen nasıl farketmiştin peki?
fatih kaya:
ne bileyim sırıtmalardan dı galiba
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
:)

fatih kaya:
çakallar :)
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
yurt müdürünün soğanlarını gece bahçeden gizlice alıp kısır yaptığımızı hatırlıyon mu?

fatih kaya:
unutur muyum
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
benim kitaplarımı koyduğum çantaya köyden ekmek, margarin, peynir alıp koyardık
benim dolap kiler gibiydi
fatih kaya:
o kahvaltı harikaydı ama
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
offf
fatih kaya:
bide köye gidip birşeyler yaptırırdık
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
sen ben ali, dolabın üzerinde çekindiğimiz fotoyu hatırlıyo mu?
benim manuel pozlu bi antika makinam vardı
fatih kaya:
o foto duruyo mu la ben de yok
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
ben de var
daha neler neler var
fatih kaya:
göndersene olum ya
birazını
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
tarayıcıdan çıkartır yollarım sana
fatih kaya:
cd de yok mu
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
bayrama gdince tüm fotoları getirip tarayıcıdan bilgisayara atacam.
fatih kaya:
ok
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
lan olum o zamanki fotoğrafları negatifli dandik fotoraf makinasıyla çektik
o zaman dijital foto mu vardı
fatih kaya:
öğretmenler günün kutlu olsun
bu arada
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
sağolasın haci seninde..
fatih kaya:
eyvallah
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
ayrıca bayramın, babalar günün, 23 nisan çocuk bayramın, anneler günün ....
fatih kaya:
bi kere de abartma ……
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
ali keratası nerelerde yav?
sen de bi kere de küfür etme 
dedenden mi öğrendin :)
fatih kaya:
yok
hangi ali
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
pozantılı ali
fatih kaya:
s….. et
ya
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
olum nerelere kayboldu bu adam?
fatih kaya:
yaşıyo mu bilmiyom
ki
sen yakınsın
aslında
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
abi en son yine geçen sene aradım adamı ama telefonu hep çalıyor açmıyor
fatih kaya:
ben öle bi aradım ki adamı
evi de aradım
yok
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
eee
fatih kaya:
a…….
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
ev telefonu varmıydı sende
ben biyere yazmıştım ama galiba evde olacak
fatih kaya:
vardı ama artık yok
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
yaa ben de askerden sonra telefon rehberini temizledim 100 kadar numarayı sildim
zaten artık pek telefon kullanmıyorum ...
haftada 1-2 kere ancak..
fatih kaya:
en iyi si
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
hafta sonu midyattaydım
bazı dizi oyuncularını gördüm
fatih kaya:
gez bakalım
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
manastıra gittim bi fatiha okudum :)
fatih kaya:
mesela
fotoyu gördüm
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
ya isimlerini bilmiyorum
bir bulut olsam daki oyuncular
gördün mü
abdullahıda gördün mü
çantasız bestami
fatih kaya:
gördüm de yanınızdakileri tanıyamadım
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
ben de tenıyamadım
ya Abdullahın arkdaşları
illegel dedi
tek gitmiyim dedi
fatih kaya:
hoşlar ama
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
bilmem
ben hiç o gözle bakmadım
fatih kaya:
ben baktım :)
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
bana da sordular ben de 2-3 sene düşünmüyorum dedim
fatih kaya:
birine
da
ikisi de değil
Ben Hayatı Değil, Hayat Beni Yaşıyor!:
Abdullah bizi midyatı biliyorum diyerek götürdü
kızlara kamyoncu lokantasında çorba içirdi :)

    ... 



Devamını okuyun!

23 Kasım 2009

Tuhaf MSN Yazışmaları!

23 Kasım 2009
     Akşamüzeri arkadaşımla yazışırken bir anda aklıma yazışmalarımın ne kadar merak uyandırabileceği geldi! Hani insanlar hep merak eder ya, “acaba ne yazıyor?” diye! Ben de yazışmada adı geçen üniversiteden arkadaşım Taylanla yazışmalarımızın birazını kaydettim ve yayınlamaya karar verdim. İşte yazışmadan bir kesit:

taylan:
e ne varı
vardı

Turnam Gidersen Mardine, Turnam Yare Selam Söyle...:
ben de kafayı kullandım soyundum vücuduma yazdım
nasıl ama...

taylan:
çok güzel

Turnam Gidersen Mardine, Turnam Yare Selam Söyle...:
bigün gelde birlikte soyunalım

taylan:
tamam
kamera karşısında da soyunabilriz

Turnam Gidersen Mardine, Turnam Yare Selam Söyle...:
yok olum o zaman eylem olmaz bu
porno olur

taylan:
yoksa sen mardine mi yürüdün

Turnam Gidersen Mardine, Turnam Yare Selam Söyle...:
bizim amacımız çıplaklık değil kendimizi ifade etmek..

taylan:
neyi ifade etmeye çalışıyon soyunarak
büyük olduğunu mnu

Turnam Gidersen Mardine, Turnam Yare Selam Söyle...:
yok olum ben büyük felan değilim...
amaç belli

taylan:
büyük olan ne

Turnam Gidersen Mardine, Turnam Yare Selam Söyle...:
kendimi ifade etmek
büyük olan düşüncelerim..

taylan:
güzel

Turnam Gidersen Mardine, Turnam Yare Selam Söyle...:
ama bu küçük köyde büyük düşüncelerimi nasıl ifade edebilirim



taylan:
ancak soyunarak
uzaydan bile bakarlar sana

Turnam Gidersen Mardine, Turnam Yare Selam Söyle...:
olum napcaz o zaman

taylan:
……… koruyacan

Turnam Gidersen Mardine, Turnam Yare Selam Söyle...:
haa bu arada sana söylemeyi unuttum bu yazışmaları kaydettim...
blogda yayınlayacağım
nasıl ama..

taylan:
tamam

Turnam Gidersen Mardine, Turnam Yare Selam Söyle...:
sansürsüz....

taylan:
halk oyunları kursuna gidiyorum
bitlis oyunu öğreniyorum nasıl

Turnam Gidersen Mardine, Turnam Yare Selam Söyle...:
offf
oyna bakim
ben de batman balesi yapıyorum
yav eski yazışmaları silmişim.. sen de var mı?
ilk andan itibaren yazışmalarımız..
ben aklımdan geçeniyaşıyom zaten

taylan:
yaz sen bana bakma
farketmez



Turnam Gidersen Mardine, Turnam Yare Selam Söyle...:
gs yine salaklık yapıp puan kaybedecek demiştim
bak yine gol yedi

taylan:
kaç kaç

Turnam Gidersen Mardine, Turnam Yare Selam Söyle...:
1-1 oldu
son haftaya kadar kovalar
son hafta heyecan yaratırlar

taylan:
evet
horon antep harmandalı artvin de öğreniyorum aynı zamanda

Turnam Gidersen Mardine, Turnam Yare Selam Söyle...:
lan ben gs diyon sen nediyon..
sen şişeyi diple o zaman daha iyi oynuyon
taylan:
oğlum biz 3 yedik siz de yenilseniz nolur ki

Turnam Gidersen Mardine, Turnam Yare Selam Söyle...:
vaaayy
lan vatan hayiniii
ne biçim konuşuyon sen

taylan:
ne hainliği lan

Turnam Gidersen Mardine, Turnam Yare Selam Söyle...:
Avrupada Türklerin ayak seslerini fatihten sonra Galatasaray duyurdu
bu da demek oluyor ki, bize laf söleen vatana sölemiş sayılır

taylan:
o zaman da fatih (terim) yok muydu

Turnam Gidersen Mardine, Turnam Yare Selam Söyle...:
burada gülmem mi gerekiyordu...
nerde benim suflörüm... okusanıza benim replikleri....
taylan:
ben çıkar
kib

Turnam Gidersen Mardine, Turnam Yare Selam Söyle...:
yaa ramazanı içirip çıkarsak senden iyi oynar

taylan:
bence de

Turnam Gidersen Mardine, Turnam Yare Selam Söyle...:
ama kusuyor o da .. ööğğkkk

taylan:



Turnam Gidersen Mardine, Turnam Yare Selam Söyle...:
tamam haci çık
kimle çıkıyon

taylan:
kapat kapat
öffffffff

Turnam Gidersen Mardine, Turnam Yare Selam Söyle... (21:51):
tamam yaa şimdi gülme.. kapatta gül


Devamını okuyun!

14 Kasım 2009

Öğretmenim, Rıdvan Bana Küfür Etti!

14 Kasım 2009
Bu aralar okadar çok yoruluyorum ki... Çocuklar çok yoruyor, çok yoruluyorum, çünkü birşeyler yapmaya çalışıyorum. Öğretmenin işi yarım günmüş! Nereden çıkarıyorlar böyle sözleri? Öğretmenin halini öğretmen anlar. Bu sözü söyleyenler kendilerini iyi biliyor. Gece birlere ikilere kadar dokümanlarla uğraşıyorum. Kim görüyor çalıştığımızı. Allahtan başka gören bilen var mı? Şimdilerde çocukların şikayet etme alışkanlıklarını ortadan kaldırmaya uğraşıyorum. Bunu tamamen bitiremem ama en azından azalttım. Bir de kötü sözler söylemeseler! Argo konuşmasalar! Etnik köken farklı olunca kültür, yaşayış ve anlayışta farklı oluyor. Geçen gün yine bir öğrencim öfkeli bir halde yanıma geldi ve dedi ki:
-Öğretmenim, Rıdvan bana küfür etti!
-Ne dedi?
-Kahve dedi!
-Kahve mi?
    Sonra arka sıralardan bir öğrencimin sesi duyuldu.
-Öğretmenim, Rıdvan bana da sucuk dedi!

   İlk başta birşey diyemedim ama benim bildiğim bu sözler küfür değildi. Maksat arkadaşıyla eğlenmekti. Ama diğer öğrencilerin kızması da bu durumun olumsuz olduğunu ortaya çıkarıyordu.
   Biraz kendimden bahsettim onlara. Küçükken büyüklerimiz bizi böyle severdi dedim. Sevgi sözleri bunlar dedim. Bu sözlerimden sonra artık şikayet gelmemeye başladı. Çocuklara nasıl davranılması gerektiğini bilmek lazım. Döverek, ceza vererek düzeltileceğini düşünmek doğru değil. Zaten ben öğretmen arkadaşlarıma, meslektaşlarıma bu konuda güveniyorum. Öğretmenlerimiz her konuda elinden gelenin fazlasını yapıyor! Tabi en önemlisi anne baba eğitimi. İlk öğrenme ailede gerçekleşiyor. İlköğretmenler anne-babalar. Lütfen Dikkat!


Devamını okuyun!

07 Kasım 2009

Yine 4 Kasım ve Yine Akrep!

07 Kasım 2009
4 Kasım 2008...

Saat 11 civarlarıydı ve ben son derse girmeden önce kaldığım kömürlükten bir dosya almak için içeri girdim. Tam çıkacaktım ki sol baş parmağımdan itibaren bir yanma hissettim. Öyle böyle bir yanma değildi. Sadece akper ya da yılan tarafından sokulanlar bilir :) O acıyla öyle bir zıpladım ki... ayağımı bileğimden itibaren tutmaya başladım. Çünkü yayıldığını hissediyordum. Bir jilet aradım, ayağımı birşeylerin soktuğunu anlamıştım ve sol ayak serçe parmağının yanındaki kızmızı delikten kesmem gerekiyordu. İlkyardım dersinde öğrendiğimiz gibi sokulan yerden 1 santim genişliğinde yarım santim derinliğinde bir kesik oluşurmam gerekiyordu. Jilet bulamadım! Ve o an öğrencim kapıda belirdi. Kafasını pencereden uzattı ve benimle konuşmaya başladı:
-Öğretmenim babam beni Kozluk'a görürecek, gidebilirmiyim?
-Baban mı var dışarda?
-Evet öğretmenim.
-Sor bakalım beni de hastaneye kadar götürebilir mi?
    Soğuk kanlılıkla konuşmama devam ettim!
-Akrep soktu hastaneye gitmeliyim!

   Bu sözü duyar duymaz babasına koştu ve söylediklerimi babasına iletti. Babasıda geldi ve hemen gidelim dedi. Açıkcası pek korkmuyordum bu durumdan. En fazla ölebilirim dedim kendi kendime. Bir ay evvel yine kaldığım köyde birini sokmuştu ve adam 3. gece vefat etmişti! Bir yandan elimle sol ayak bileğimi tutuyordum diğer yandan seke seke araca doğru yürüyordum. Araçla hastaneye doğru yola koyulduk. Jilet var mı diye sordum. Bir jilet çıkardılar ve sokulan yeri kestim. Sıvıyla karışık kan çıktı! artık zehir baldırıma doğru yayılıyordu. Ayağıma bağlayacak birşeyler istedim. Bir bez parçası vardı ve onu yırtarak ayağıma turnike uyguladım. Aklıma Kaymakamımızı aramak geldi. Ara sıra telefonla görüşüyorduk. Aradım ve durumu anlattım.Tek diş izi olduğunu ve akrep olabileceğini söyledim. Hemen ambulans yollayacağını söyledi. Biz köy yolunu katederken ambulansta ilçeden köye doğru yola çıktı. Köy yolunu ana yola bağlayan kavşakta ambulansla karşılaştık. Hemen ilk müdahaleyi yaptılar ve birkaç iğneden sonra takılan serumla birlikte hastaneye geldik. Eldeki cihazlar yeterli olmadığı için hemen Batman'a yolladılar. Yolda ayağımdaki sancı arttığı için hemşire bir ağrı kesici ve uyuşturucu vurdu. Baldırıma öyle bir saplıyordu ki, eğer ayağımdaki sancı olmasa herhalde onun acısı canımı çok yakardı! Batman devlet hastanesine ulaştık ulaşmasına ama orada da birşey yapamadılar. Ayağımdan sokulmuştum ve kıvranıyordum. Fakat hastanedeki terstte zehir bulunamadı! Bizde hemen özel hastaneye gittik. Doktorlar hemen incelemye aldılar ve müsaade altında tutulmam gerektiğini söylediler. Yoğun bakımda 2 gece kaldım. Bu arada iğne, ilaç ve diğer tedavi edici araç gereçler kullanıldı. Ayağıma öyle şeyler sarıyorlardı ki acısından ayağıma uyuşturucu vurulmasını istiyordum. Baldırımdan iğneyi öyle bir saplıyorlardı ki, insan görünce bile korkuyordu! Ama ayağımdaki sancıdan, iğnenin ağrısını bile hissedemiyordum. Allah'a şükür iyileştik ve 3. gün hasteden çıktık. Oradan tekrar köye geldim. Kömürlükteki hayatıma kaldığım yerden devam ettim ve yine yer yatağımda yatıyordum. Belki yine akrep sokacaktı ya da başıma başka bişey gelecekti. Ama yapılacak başka birşey yoktu. Görev yerinde bulunmam ve eğitim öğretime kaldığım yerden devam etmem gerekiyordu! Sonra askere gittim geldim ve yeniden göreve başladım.

Ve yine 4 Kasım 2009...

Sabah uyandım ve yatağımı toplarken, battaniyenin altından çıkan akrebi gördüm. Ama bu kez sokulmamuştım :)  Allah yüzüme bakmıştı. Verilmiş sadakam vardı. Onu görünce sadece güldüm. Çünkü artık alışmıştım!

Devamını okuyun!

01 Kasım 2009

Hayatımda İlkkez...

01 Kasım 2009
Az evvel aldığım bir mesaj beni öyle derinden üzdü ki, kendime karşı saygımı bir an yitiriverdim. Çok utandım. Ama beni utandıran ben değil, karşımdakinin sözleriydi. 29 Ekim ile birlikte 4 günlük tatil için ablamın yanına Bitlis Hizana gelmiştim. Yeğenim ana sınıfına başladığı için biraz onla ilgilenmek istedim. Zaten tek dayıları olarak 7 yeğenle aynı anda ilgilenmem çok zor oluyor. Hikaye kitabı almayı düşünmüştüm, ana sınıfına başladığı için hikayeler ilgisini çeker dedim ama öğretmenine sormadan almak istemedim. Belki aldığım kitap okulda olduğundan işine yaramayacaktı. Ablama da söyledim ve en iyisi Hizana gelince öğretmenine sorar öyle alırım dedim. Bayanlara karşı hep mesafeli ve nazik yaklaşmışımdır. Zaten 5 kardeşin içinde tek erkek bendim ve bayanlarla büyüdüğümden onlara nasıl yaklaşılması gerektiğini az çok biliyordum. Gidip konuşmanın hoşolmayacağını düşündüm ve hatta telefonu olmasına rağmen aramanın da hoş karşılanmayacağını düşünerek aramadım. Ama facebookta aynı isimde birini buldum  ve mesaj attım. Mesaj aynen şöyleydi:





   Ve bu mesajdan ortalama 12 saat sonra şöyle bir mesaj geldi ve ben de şöyle bir cevap verdim!



 
İşte herşey bundan ibaret. Ben eğer kötü düşünsem arkadaş olarak eklerdim. Kızlardan olabildiğince uzak durmak istiyorum çünkü çok yoruldum. Eğer kötü düşünsem evini de biliyordum, benim kaldığım yerin hemen yanıydı. ayrıca telefonlarım olmasına rağmen telefonumu vermedim. Bu insanın buraya geldiğinde peşinde başka insanlar olduğunuda duydum. Ben ne buna ne diğerlerine öyle bi gözle kesinlikle bakmadım. Nişanlı olduğunu da biliyordum. Zaten insanların özel hayatları beni ilgidirmez. Ama hayatımda hiç bu kadar ağır sözlerle yargılanmamıştım! Benim kız arkadaşıma da böyle bir mesaj geldiğinde, kız arkadaşıma güvendiğim için kesinlikle mesaj atan kişiye birşey demedim demem de. Çünkü ben sevdiğime güvenirim! Son olarak şunu söyleyeceğim: Güzel düşünen güzel görür...

Devamını okuyun!

 
Design by Gediksaray.com Distributed by Bestami PALTA